Dostun ilk aşkını bilir.
Kalbindeki kesikleri beraber sararsın.
Araba plakalarından fallar tutarsın bıkmadan usanmadan.
Aynı dertler üzer sorgusuz sualsiz.
Arkadaşı çoktur insanın.
İş arkadaşı,
Ev arkadaşı,
Yurt arkadaşı,
Yol arkadaşı,
Bunların hepsinin süresi vardır.
Mesai saati kadar, yol süresi kadar, okul yılı kadar.
Birde KALP ARKADAŞI vardır.
Bunun süresi kalbin durana yani ölene kadardır.
Buna DOST denir.
Bıraktığın yerden başlarsın geçmişi hep özleyerek.
İyi ki varsındır. İyi ki vardır.
Beraber büyüdüğün dostların vardır.
Onlar sapasağlamdır.
Karşılık hiç beklenmeyendir onlar.
Yanındadırlar, yanındasındır.
Ben bu konuda çok şanslıyım.
Mahallede büyüdüm.
Özcan Amca benim için çekti arabasını başka sokağa.
Sırf ben top oynayayım diye.
Ahmet abi gürültü sevmezken, bizi sevdiği için katlandı gece saklambaçlarına.
Abilerimiz bizim yanımızda konuştular devlet meselelerini yaşımıza aldırmadan.
Biz onların gözlerinin içine baktık su istesinler de koşup getirelim diye.
Sağ, sol bilmeden taşıdık boya tenekelerini anlamını bilmediğimiz yazıları yazarlarken.
O zamanlar sevgi vardı, saygı vardı, zenginlik vardı, yokluklara inat.
O zamanlar yağ kuyrukları vardı. Tüp gaz kuyrukları vardı.
Hele birde sıcak olsun diye iftara yakın pide kuyrukları vardı.
Ve ben büyüdüm arkadaşlarımla beraber.
VE...
Yirmi beş yıllık arkadaşlıklar dostluktan çıkıp kardeşliğin en derin köşesinde yer alır.
NİCE BİR ARADA OLMALARA...
NİCE BULUŞMALARA...
NİCE YİRMİBEŞ YILLARA...